|
1999 yılında hayata geçen www.cluetrain.com
sitesi, tüketici ağzından yazılmış bir manisefto. 95 adet tezden oluşan bu manifesto,
o kadar ilgi çekti ki kitabının çıkması kaçınılmaz oldu. Levine, Locke, Searls &
Weinberger tarafından yazılan kitap 1999’da Perseus Kitapları tarafından yayınlandı.
Manifestonun WOM için temel oluşturan birkaç maddesini paylaşmak istiyorum:
- Pazar dediğimiz şey konuşmalardan ibarettir.
- Pazar insanlardan oluşur, demografik rakamlardan değil.
- İnsanlar arasındaki konuşmalar gerçek insan sesleri içerir.
- Şirketler fildişi kulelerinden çıkıp, ilişki kurmayı ümit ettikleri kitlelerle konuşmalılar.
- Bu işi en iyi Elvis ifade etmiş: "We can't go on together with suspicious minds."
- Şirketlerin insan sesiyle konuşabilmeleri için önce, dahil oldukları toplumu anlamaları
gerekir.
- Pazarlar ve bu pazarların çalışanları olarak neden bizi dinlemediğinizi anlamak
istiyoruz. Farklı bir dilden konuşuyor gibisiniz.
- Reklamlara karşı bağışılık kazandık. Unutun gitsin.
- Yaptığınız ‘iş’ ile o kadar meşgulsunuz ki, yolladığımız e-mail’e cevap bile veremiyorsunuz.
Ay, çok üzüldük, biz yine gelir ziyaret ederiz sitenizi. Çok beklersiniz!
- Meraklanmayın, bizden hala para kazanabilirsiniz. (Aklınızdaki tek şey bu olmadığı
sürece.)
- Ürününüz bozuldu, neden? Üreten kişiye sormak isteriz. Kurumsal iletişim stratejiniz
anlamsız kalıyor. CEO’nuzla görüşmek istiyoruz. Ne demek yerinde değil?
- Bizim sadakatimiz kendimize, arkadaşlarımıza, ailemize. Bizim dünyamız bu. Bu dünyada
yer almayan şirketlerin, gelecekleri de olamaz.
- Sabahları uyanıyoruz ve birbirimizle bağlantya geçiyoruz. Etrafı izliyoruz. Sizi
beklemek gibi bir derdimiz yok.
Tüketici değerinin farkında. Teknolojinin ilerlemesiyle paralel artan gücünün de.
Tüketiciler arasında ‘bilgi iletici’ olarak tanımladığımız duyarlı kişiler ise öyle
bir güce sahip ki, bu gücü anlayamayan şirketler için tehlike çanları çalıyor.
BİR WOM KAMPANYASININ İLK ADIMI: BİLGİ İLETİCİLERİ (Influentials) BULMAK
Ağızdan Ağıza (WOM) Pazarlama kampanyası planlarken yapılması gereken en önemli
şeylerden ilki, hikayemizi ağızdan ağıza yayacak doğru insanları, yani ‘bilgi ileticiler’i
bulmaktır.
Kimdir bu bilgi ileticiler: Kategorilere göre farklılık gösteren bilgi ileticiler:
- Bir kategorinin sık kullanıcılarıdırlar.
- Farklı reklam mecralarına ve iletişim metotlarına karşı, diğer insanlardan daha
duyarlıdırlar.
- Hem sizin hem de rakiplerinizin ürünlerini denemişlerdir ve güçlü fikirlere sahiptirler.
- Bu fikirleri paylaşmaktan zevk alırlar ve kendilerini önemli hissetmekten hoşlanırlar.
- Diğer tüketicilerle kendi dillerinde konuşurlar.
- Pazarlama aktivitelerine karşı olumlu bir tutum sergilerler.
- Bu kişiler 800’lü hatlarınızı kullanan, size e-mail yollayan, bir kampanya açtığınızda
ilk kayıt olan kişilerdir.
50 seneyi aşkın bir süredir‘bilgi ileticiler’ konusuna eğilen GFK grubuna bağlı
NOP şirketi bu kişileri üçe ayırıyor ve; Sosyal ‘bilgi ileticiler’, Kategori ‘bilgi
ileticileri’ ve Marka ‘bilgi ileticileri’ olarak kategorize ediyor.
Toplumun %10’undan azına tekabül eden ‘bilgi ileticiler’, şirketler, markalar ve
ürünler için büyük önem taşımaktadır. Ağızdan Ağıza Pazarlamanın belirlediği yeni
mecra: tüketicinizin arkadaşıdır. Bu arkadaşın da ‘bilgi iletici’ olması WOM’un
yayılması açısından anahtar faktör. Peki bu etkili insanları nasıl buluruz?
‘Bilgi ileticileri’ni bulma teknik ve metotları çeşitli. On-line ve off-line yöntemlerden
sadece 3’ünü burada sıralarsak:
- Takipçilere(follower) yapılacak anket çalışmalarıyla bilgi ileticilere ulaşmak
- Toplum liderlerinden bu bilgi ileticileri belirtmelerini istemek
- Kişisel testleri uygulayarak bulmak
Bir tüketicinin bilgi iletici olup olmadığını anlamak için sorulacak sorular, uzman
şirketler tarafından pek çok sosyolojik, psikolojik ve kültürel değerler göz önünde
bulunarak hazırlanıyor. Örneğin Procter and Gamble’a bağlı Tremor isimli WOM şirketine
kayıtlı 240.000 bilgi iletici var. Ve Tremor bu kişileri bir takım kriterle bakarak
kabul veya red ediyor. Mesela MSN buddy listesinde 150’nin altında adres olan gençler
Tremor genci olamıyorlar.
Bilgi ileticiler’in WOM gücü: Araştırmalara göre,
- Bir bilgi iletici ortalama olarak 75-100 kişiye ulaşıyor.
- Mesaj olumlu ise ortalama 11 kişiyle, olumsuz ise 33 kişiyle paylaşılır.
- Olumlu mesajın ömrü 6 ayken olumsuz mesaj 18 ay boyunca dolaşıyor.
- Burson Marsteller tarafından 2004 yılında yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre,
Amerika’da bir ‘bilgi iletici’ ortalama olarak 14 kişinin ürün satın almasını sağlıyor.
Tüketicinin Dilinden Konuşmak Lazım
Bilgi ileticilere ulaşmak kadar, bu insanların günlük hayatlarında ürün ve hizmetler
hakkında nasıl konuştuklarını anlamak da çok önem taşıyor. Hiç birimiz günlük yaşantımızda
geçen konuşmalar içerisinde reklamlardan duyduğumuz pazarlama mesajı içeren replikleri
kullanmayız. Burada, WOM kampanyası yapmayı düşünecek şirketlere verilecek tavsiye:
yeni bir araştırma bakış açısı geliştirmeleri olacaktır. Mevcut tekniklerle tüketiciden
öğrenilen, tüketicinin söz konusu ürün veya hizmet hakkında ne düşündüğüdür. Halbuki
bizim için önemli olan, tüketicinin çevresini söz konusu ürün veya hizmet hakkında
nasıl etkilediği, satın alma kararlarını nasıl değiştirdiğidir. Bu, farklı bir stratejik
yaklaşım gerektirmektedir. Mc Kinsey & Company tarafından önerilen metodolojiler
aşağıda:
|
A. Tüketicilerimizi satın alma alışkanlıklarına bakarak nasıl gruplandırabiliriz?
|
- Pazar ve sektörel data
- Bilgi ileticilerden alınan bilgiler
- Tüketicilerin izlenmesi
- Tüketici panelleri ve mülakatlar
|
|
B. Bu gruplar birbirlerinin bizim ürünlerimizi satın alma kararlarını nasıl etkiliyorlar?
|
- Tüketicilerin izlenmesi
- Tüketici mülakatları
|
|
C. Farklı tüketici grupları arasında, bilgi yaymada kullanılabilecek yollar nelerdir?
|
- Bilginin bir gruptan diğerine geçtiğinin gösterildiği simülasyon
|
|
D. En kuvvetli yol hangisidir ve hangi grup konuşma başlatır?
|
- Tüketicilerin bir ürünü deneme ve tavsiye etme olasılıklarını belirleyecek tüketici
grubu mülakatları.
|
WOM kampanyası planlayan bir şirket, markası veya ürünü için, ağızdan ağıza dolaşmasını
istediği mesajı belirler. Bu mesaj kolay anlaşılır, kolay aktarılır ve söylenme
güçlüğü içermeyen kelimeleden oluşur. Can alıcı nokta: mesajın günlük dile uyarlanmasıdır.
Bunu da hallettikten sonra gözünüz arkada kalmadan, kalitesine güvendiğiniz ürününüzü/hizmetinizi
bilgi ileticilerin ellerine (dillerine) teslim edebilirsiniz.
|